Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyindeki operasyonunda etkisiz hale getirilen teröristler arasında PKK'nın kurucularından  Ali Haydar Kaytan'ın da bulunduğu belirtildi.

Güvenlik kaynakların aktardığı bilgiye göre, bebek katili PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın kendisinden sonra örgütte sözü geçecek kişi olarak tanımladığı 26 Mart 1952 Tunceli doğumlu, örgüt kararıyla "Seher" kod adlı Cemile Merkit Kayhan ile evlendirilen Ali Haydar Kaytan'ın etkisiz hale getirilmesi için bir operasyon gerçekleştirildi.

Operasyon korkusuyla sürekli yer değiştiren sözde KCK Yürütme Konseyi Üyesi Kaytan'la ilgili MİT tarafından çok yönlü bir istihbarat çalışması yapıldı. Bu kapsamda insansız hava araçları da kullanılırken ayrıca sahadan da farklı istihbarat bilgileri toplandı. Uzun süreli bir çalışmanın sonucunda MİT ve TSK, Irak'ın kuzeyinde ortak bir operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonun ardından MİT'in sahada sürdürdüğü istihbarat çalışmalarıyla, etkisiz hale getirilen teröristler arasında Ali Haydar Kaytan'ın da yer aldığı ifade edildi.

Terör örgütü elebaşlarından Ali Haydar Kaytan'ın ölümünün, PKK'dan kopmaların önüne geçmek ve teröristlerin moralini yüksek tutmak amacıyla gizlendiği de belirtildi.

Terörist Kaytan'ın cesedi sadece üst düzey kadro tarafından bilinen bir yere gömülürken, defin işlemini yapan PKK'lıların da infaz edildiği ifade edildi.

Kaytan'ın terör örgütü PKK adına canlı bomba eylemi yapacak teröristleri seçtiği, 2016 yılında Ankara'daki Merasim Sokak ve Güvenpark saldırılarının talimatını verdiği belirlendi.

PKK'nın kurucularından "Fuat" kod adlı Ali Haydar Kaytan için daha önce de ölüm haberleri çıkmıştı.

2019 yılında yapılan operasyonda Kaytan'ın öldüğü ancak örgütün bu ölümü saklı tuttuğu ifade edilmişti.

2020 yılında çıkan haberlerde ise 2019 yılındaki haberlere atıfta bulunularak, Kaytan'ın ölümünün "kesinleştiği" iddia edilmişti.

Şimdiye dek 2 kere "öldü" haberlerinin çıktığı Kaytan için, bugün de yine "ölüm" haberi çıkmış oldu. Böylece, basında, 3 kez Kaytan'ın öldürüldüğüne dair haberlere yer verilmiş oldu.

    *     *     *

Türkiye İşçi Partisi 16 Eylül 1967'de Diyarbakır, 24 Eylül'de Silvan, 1 Ekim'de Siverek, 8 Ekim'de Batman, 15 Ekim'de Tunceli, 22 Ekim'de "Doğu Mitingleri" düzenlemiştir. 23 Mayıs 1971'de Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kurulmuştu.

Abdullah Öcalan'ın örgütsel geçmişi 1974'te Marksist bir yapı olan Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) ile başlamaktadır. Solcu Türk ve Kürt öğrencilerden oluşan dernek, 1975 yılında kapatıldı.

27 Kasım 1978 tarihli kuruluş bildirgesine kadar olan dönem Apocular olarak adlandırılmaktadır. Apocular ismi özellikle Dikmen toplantısından sonra yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Öcalan'ın politik fikirlerinin geliştiği ve ülke içinde 1970'lerin ortasına kadar gelişen yapılarla bağlantılarını kurmuş ve tanıtmıştır. Bu dönemin sonlarında fikirlerini harekete koymak için Güneydoğu Anadolu'da var olan feodal yapıda yer bulması ve bu yapıyı kendi amaçları için şekillendirmesi ve kendi amaçlarının da bölgenin yapısı altında şekillenmesi fikrini benimsediler.

Apocuların çekirdek grubu 16 kişiden oluşmaktaydı. 1975'te grubun Dikmen'de yaptığı bir toplantıda üniversiteyi bırakarak Marksist-Leninist bir grup oluşturma ve bağımsız bir Kürt devleti için savaşma kararı alındı. Alınan kararlar arasında Türk milliyetçilerine saldırılar düzenleme, militan solcularla münazaralar ile Kürt milliyetçiliğini tanıtma ve gösteriler ile dikkat çekme yer alıyordu. Yıllar içinde bu on altı kişiden sadece Öcalan grupta kalmış, bazıları kendi kuruluşunda rol oynadıkları yapı tarafından öldürülmüştür.

27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis mahallesinde yapılan bir toplantıyla (1. Kongre) "Kuruluş Bildirgesi"ni  düzenler ve adını Kürdistan İşçi Partisi olarak değiştirdi. PKK, bu bildirgeyle hareket alanını genişlettiğini de ilan eder ve yeni bir safha olan şehir eylemleri metotlarını uygulamaya başlar. Marksist, Leninist temelli ayrılıkçı bir organizasyon olması sebebiyle sağ organizasyonlarla da çatışmaya girmiştir. Bu dönemde Başkan olarak Abdullah Öcalan, Başkan yardımcısı olarak Cemil Bayık, Yürütme kurulu başkanı olarak Şahin Dönmez, Asker sorumlusu olarak Mehmet Karasungur, İstihbarat sorumlusu olarak Mazlum Doğan, Yürütme kurulu üyesi olarak Mehmet Hayri Durmuş, Yürütme kurulu üyesi olarak Öcalan'ın eşi olan Kesire Yıldırım yer aldı.

Mayıs 1979'de birçok örgüt mensubunun devlet güçleri tarafından yakalanması üzerine Öcalan, Haziran 1979 tarihinde Türkiye'den Suriye'ye geçmiştir. Ardından Türkiye’de bulunan üst düzey örgüt mensuplarına “etkili bir eylemle PKK’nın kamuoyuna ilan edilmesi” talimatını vermiştir. Bunun üzerine bir grup PKK mensubu, 30 Temmuz 1979 tarihinde Hilvan-Kurtbaşı Köyünde bombalı ve silahlı saldırı gerçekleştirmiş ve PKK’nın kuruluş bildirisinin sonuç bölümü olay yerine bırakılmıştır.

Kuruluş bildirgesiyle bölgede varlığını geliştirme ve sosyal yapıya bürünme devresine girmiştir. 43.000 olayın yaşandığı dönemde, PKK Şehir Çatışmaları döneminde aktif bir yapıdadır. 12 Eylül 1980 büyük oranda şehir çatışmaları dönemini sona erdirse de organizasyonun eylem kabiliyetini ortadan kaldırmamıştır.

PKK'nın çatışmaları sadece karşıt görüşlerin çatışması olmakla kalmayıp 30 Temmuz 1979'da Cuma Tak önderliğindeki grup tarafından Urfa Milletvekili Mehmet Celal Bucak'a düzenlenen suikastla, devletle iş birliği içinde olmakla ve Kürtleri sömürmekle suçladığı aşiretlere de yönlendirmiştir.

1980 darbesi öncesi diğer komünist ve Marksist-Leninist gruplar gibi yapılanmış ve propagandasını silahlı eylemlerle duyurmuştur. 12 Eylül Darbesi sonrasında bir gecede aşırı soldan ve Türk milliyetçilerinden yüzlerce genç evlerinden alınırken Öcalan yakalanmamış, ülkeyi terk etmiş ama onunla ülke dışına çıkmayan PKK militanları darbe grubunca yakalanıp hapsedilmişlerdir. Bu grup daha sonra cezaevi direniş hareketinin çekirdeğini oluşturacaktır. Diyarbakır Cezaevi'ndeki işkence ve kötü muamelelere tabii tutulan tutukluların büyük çoğunluğu PKK'ya katılmış ve onun ana omurgasını oluşturmuştur. Bu durumda işkencecilerin PKK'nın büyümesini istedikleri düşünülmektedir.  1984 yılında bu cezaevinden tahliyelerin başlamasıyla beraber PKK hızla güç kazanmaya başlamıştır.

Temmuz 1979'da Abdullah Öcalan Suriye'ye geçti. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin öncesinde bir avuç PKK militanı Suriye'ye eğitim almak için geçerken, darbenin ardından büyük sayılarda geçiş başladı. 1980-1982 arasında 300 kadar PKK'lı Suriye kontrolü altında olan Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ne yerleşmiş ve burada Filistinlilerden eğitim, Suriye'den çoğunlukla örtülü şekilde destek almıştır. 15-26 Temmuz 1981'de PKK ilk konferansını Helvi kampında yaptı. Bu toplantıya 80 kişi katıldı. Kongrede Avrupa'da yapılanmanın güçlendirilmesi ve Türkiye içinde saldırılar için planlar yapılması kararlaştırıldı. Ertesi yıl Dev-Yol ve diğer aşırı sol gruplarla işbirliğine girildi.

1982'de İsrail'in Lübnan'ı işgalinin ardından PKK bölgede kalmaya devam etmiş, Bekaa'daki kamp PKK'nın ideolojik eğitim merkezi olmuştur. 1982'de Öcalan, Mesud Barzani ile Kuzey Irak'ta kamp inşa etme ve Barzani kontrolündeki sınır bölgesinden Türkiye geçme üzerine bir anlaşmaya vardı. 

1983'te üç PKK'lı altı ay boyunca Tunceli-Hakkâri arasındaki bölgeyi inceledi, haritaladı ve köylülerle görüştü. Başka bir grup Diyarbakır-Şırnak arasında keşif yaptı. Bu sayede hem yöre halkının görüşleri öğrenildi hem de daha sonraki saldırılar için güzergahlar, toplanma ve saklanma alanları, coğrafi yapı gibi konularda bilgi toplandı. 1984'te PKK saldırılar için hazırdı.

15 Ağustos 1984 PKK saldırıları, 15 Ağustos 1984 tarihinde Abdullah Öcalan'ın emir ve talimatıyla 21:30 sularında Siirt'in Eruh ve Hakkâri'nin Şemdinli ilçelerine PKK mensuplarınca baskın usulü saldırı düzenlendi. Örgüt mensupları karakollara ve askeri lojmanlara bombalı ve silahlı saldırı düzenledi. O günden itibaren silahlı propaganda metodunu benimseyen PKK bölge halkını öldürme, baskı ve korkutmayla kendine yakınlaştırmaya çalıştı. Önemli ölçüde başarılı da oldu.