Organize suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla aranan Sedat Peker, yurt dışına kaçtıktan sonra kendisine düzenlenen operasyondan "Pelikancılar" olarak adlandırılan grupla birlikte eski Emniyet Müdürü ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı suçladı.

Sedat Peker,  Yalıkavak Marina'nın Yönetim Kurulu Başkanı olan Ağar'ı "derin devletin başı" olarak nitelendirip marinanın eski sahibi Azerbaycanlı  iş adamı Mubariz Gurbanoğlu'nun "malına çökmekle" itham etti.

Hazırladığı videoları peş peşe paylaşan Sedat Peker'in yayımladığı 4 video paylaşım sitelerinde seyredilme ve indirilme rekorları kırıyor.

İddiaları reddeden Ağar'ın yaptığı "Biz orada olmasaydık, oraya mafya çökecekti" açıklaması ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun tepkisine neden oldu.

Öyle  ya memlekette polis, jandarma, savcılar, hakimler varken mafya çökecekti ne demekti... Soylu'nun sert tepkisinin ardından bu sözleri "dil sürçmesi" olarak nitelendiren Ağar, Soylu ve Polis Teşkilatı'ndan özür diledi.

Sedat Peker'in ithamlarıyla birlikte Mehmet Ağar'ın Yalıkavak Marina'da Alaattin Çakıcı, eski Özel Kuvvetler Komutanı emekli Korgeneral Engin Alan ve Susurluk dönemindeki "müşaviri" emekli Albay Korkut Eken ile verdiği fotoğraf da Susurluk dönemini akıllara getirdi.

Susurluk deyince, bir şeyler oldu, oldu da asıl olan Abdullah Çatlı, Hüseyin Kocadağ ve Gonca Us adlı kimsenin doğru dürüst tanımadığı kadına oldu. Bizde hep  böyle olur.  Ölen öldüğü ile kalır. Giden geri gelmez.

Vatandaş şaşkın. Bu Sedat Peker'in mitinglerde konuştuğu, üst üste yatırımlara imza attığı yıllarda her şeyi tertemizdi de yeni mi kanun dışı işler yapmıştı. Yokluğunda evi aranırken bir kadın polis bulundurulamaz mıydı? Adamın suçu varsa karısı, çocuğu da suçlu sayılır mıydı? Gerçi torpili olmayan babanın çocuğuna ağzıyla kuş tutsa mülakatta geçer puan verilmeyen bu ülkede bunlar da olabilirdi.