Basında çıkan haberlere göre 2017 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin gezisi sırasında Çin Halk Cumhuriyeti ile ülkemiz arasında Suçluların İade Antlaşması imzalanmış ve Çin meclisi geçtiğimiz günlerde bu antlaşmayı onaylamıştır. Suçluların iadesine yönelik ikili anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mayıs 2017’de Çin’i ziyareti sırasında, “Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Anlaşması” adıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi tarafından imzalanmıştı. Çin yönetimi, suçluların iadesini öngören anlaşmanın kabulü ile Türkiye’ye sığınan ve sözde terör suçlusu olarak gördüğü Doğu Türkistanlı Kazak ve Uygurların Türkiye'den sınır dışı edilmesini amaçlıyor.  Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında suçluların iadesine yönelik anlaşma, Çin meclisi tarafından 22 Aralık 2020 tarihinde oylanarak kabul edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de oylanmak üzere ilgili komisyonlara sevk edilen anlaşmanın kabul edilmemesi Türk dünyasının temennisi durumunda...

Bilindiği gibi Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan, Güney Moğolistan ve Tibet gibi Çinli olmayan bölgeler üzerindeki baskı ve zulüm politikasını devam ettirmektedir.

Doğu Türkistan, milat öncesinden başlayan ve günümüze kadar gelen Türk yurdudur. Türkler burada insanlığa da katkıda bulunan yüksek bir medeniyeti ve kültürü inşa etmişlerdir. Doğu Türkistan 1878’de Çin işgaline uğradığından bu yana baskı ve zulüm hiç eksik olmamıştır. Çin’in Doğu Türkistan Türklerine yönelik baskı siyaseti, halkın tepkisine yol açmış ve Doğu Türkistan halkı, hakkını aramak için defalarca mücadele etmek zorunda kalmıştır. 2009 yılında Urumçi’de insanlığın gözleri önünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da soykırım olarak nitelendirilen büyük bir katliam yaşanmıştır. Sonrasında Çin Halk Cumhuriyeti, bölgeyi dünyaya kapatmıştır.

Bütün dünyanın 2017’den itibaren dehşetle öğrendiği üzere Çin’in kan dondurucu diğer bir uygulaması, toplama kamplarıdır. Uydulardan tespit edilen toplama kamplarının varlığını uzun süre inkâr eden Çin, en sonunda bunları eğitim kampları adı altında kabul etmek zorunda kalmıştır. Bir toplumu toptan imhaya yönelik bu facia BM tarafından da gündeme alınmış, ABD senatosundan da tedbirlere yönelik kararlar çıkmıştır.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin baskıcı siyaseti, son yıllarda yeni bir ivme kazanmış, akla hayale gelmeyecek uygulamalara imza atılmaya başlanmıştır. Bunlardan biri, Doğu Türkistanlıların evlerine Çin’den insanlar getirilerek yerleştirilmesidir. İnsanlığa ve kutsal aile birliğine aykırı bir biçimde Doğu Türkistanlıların evlerine yerleştirilen Çinliler burada aylarca kalmışlardır. Bugün suçlu gibi gösterilebilecek Türklerin büyük çoğunluğunu, bu ve bunun gibi uygulamalara muhatap olanlarla, bunlara itiraz eden aydınlar, sanatçılar, iş insanları ve akademisyenlerin teşkil edeceği malumdur.

Hukuksuz uygulamalarına devam eden Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülkemizle imzaladığı Suçluları İade Antlaşmasıyla bu insanlık suçlarına Türkiye’yi de ortak etmek istediği açıktır. Antlaşma bahane edilerek bir kişi dahi Çin’e verilemez.  Türk hukuku, uluslararası hukuk ve uygulamalar esas alınmalıdır. Çözüm, devletimize sığınan ve büyük bir kısmı uzun yıllardır ülkemizde yaşayan Doğu Türkistanlıların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılmasındadır. Bu yapıldıktan sonra da Çin’in iade talebine, “ilgili vatandaşımızın dosyasını verin, biz yargılayalım” cevabı verilmelidir.

Çin ile Türkiye arasında 2017’de imzalanan suçluların iadesini öngören anlaşma, Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından geçen hafta oylanarak kabul edildi. Çin yönetiminin güya terörist ve aşırılıkçı olarak gördüğü Türkiye’deki Doğu Türkistanlıları endişelendiren karar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde henüz oylanmadı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da karara ilişkin, bir açıklama yaparak Çin’in masum insanlara terörist yaftası yapıştırmasının kabul edilemez olduğunu ve Çin’e iadeyi asla kabul etmeyeceklerini vurguladı. Ancak daha anlaşma TBMM'de oylanmamışken üçüncü ülkelere sınırdışı etme yoluyla iadelerin yapıldığı iddiaları vardır.

Çin Orta Asya Türk cumhuriyetlerini ekonomik olarak ablukaya aldığından o ülkeler Doğu Türkistanlılar için güvenli değildir. Türkiye ile de ekonomik ilişkileri olan Çin, bu ilişkileri soydaşlarımız aleyhine kullanırsa buna sebep olanlar gelecekte vicdan, tarih ve millet önünde suçlu olacaklardır.

Dünya Uygur Kongresi, Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti ile imzaladığı suçluların iadesi anlaşmasını onaylamaması gerektiğini bildirdi. Dünya Uygur Kongresi (WUC) Başkanı Dolkun İsa da “Türkiye, Uygur halkıyla kültür ve dil bağları olan bir ülkedir.  Türkiye’ye sığınan Uygurlar için ikinci bir vatan olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

 

loading...
Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış