Fransa Senatosu, Paris hükümetini, 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'ni tanımaya çağıran tavsiye niteliğindeki kararı kabul etti.

Herhangi bir bağlayıcılığı bulunmayan önergenin oylamasına katılan senatörlerden 305'i 'evet' yönünde oy kullanırken 1 senatör 'hayır' oyu verdi, 30 senatör de çekimser kaldı.

Oylama sonrası açıklama yapan Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı Christian Cambon, bunu Fransa'nın Ermeni halkıyla "dostluğunun ve dayanışmasının" bir sembolü olarak gördüklerini belirtti.

Senatör Patrick Kanner, tanımanın 'sadece sembolik değil, aynı zamanda görev olduğunu' dile getirdi.

Turizmden ve yurt dışındaki Fransızlardan sorumlu Devlet Bakanı Jean-Baptiste Lemoyne ise söz konusu kabulün Fransa'nın 'tüm nüfuzunu ve kapasitesini' kaybetmesine neden olacağını ve Paris'in artık yardım etmek istediklerine de hiçbir faydasının olmayacağı çıkışında bulundu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un en Marche Partisi'nden Senatör Alain Richard, tanıma kararına temkinli yaklaştı. Karardaki 'motivasyonu' paylaşmakla birlikte tek taraflı bir tanımanın çatışma bölgesine ilave zorluklar getireceğini ifade etti.

Azerbaycan'da faaliyet gösteren siyasi partiler, Dağlık Karabağ'daki sözde devletin tanınmasına ilişkin Fransız Senatosunda alınan karar hakkında ortak bir bildiri yayımladılar. Bildiri şöyle:

"Bildiğiniz gibi, Fransız Senatosu bugün sözde Dağlık Karabağ’ın tanınmasını tavsiye eden bir kararı görüşmeye hazırlanıyor.  Azerbaycan’da faaliyet gösteren siyasi partiler olarak Fransız Senatosunun bu eyleminin bizim için beklenmedik bir şey olmadığını belirtmekten üzüntü duyuyoruz. Biz onlardan bunu bekliyorduk.

Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ meselesinin ilk günlerinde başlayan önyargı, Azerbaycan'ın Tovuz bölgesindeki sınırlarının özellikle İkinci Karabağ Savaşı sırasında ve sonrasında ihlal edilmesiyle daha da belirgin hale geldi.

Azerbaycan halkının öncüleri, toprak bütünlüğümüze yönelik tehdidi ortadan kaldırmak için siyasete katılan siyasetçiler olarak, Dağlık Karabağ meselesinin 1987 yılında Mihail Gorbaçov'un danışmanı Abel Aganbegyan'ın Paris'te yaptığı görüşmelerde Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan alınıp Ermenistan'a verilmesi teklifi ile başladığını unutmadık. Onlar Fransa'daki Ermeni diasporasına söz verdiler.

Birinci Karabağ savaşında Fransa'da hapisten salınan ASALA teröristleri Dağlık Karabağ'da Azerbaycan halkına karşı emsalsiz vahşetleriyle tanınmışlardı. Terörist oldukları herkes tarafından kabul edilen bu kişilerin Azerbaycanla savaşmaları için Fransa'dan Ermenistan'a ve oradan da Karabağ'a gönderilmeleri unutmayacağımız hakikatlerdir.

Aynı şekilde, Fransa'nın himayesi ilə Ortadoğu'daki Ermeni toplumu özellikle de Lübnan Ermenileri özel imtiyazlar elde etmiş; Lübnan'da devlet içinde devlet olmuşlardır. Fransa'nın himayesi ile Lübnan'daki Ermenilerden kurulan ASALA terör çetesi, Ortadoğu ülkelerinden Ermenileri getirerek Azerbaycan'a karşı savaşacak birlikler kurmuşlardır.

Azerbaycan ve Fransa arasında en üst seviyede resmi görüşmeler yapılmış, bizim ülkemiz Fransa'ya büyük ümit bağlamış ve 1997 yılında AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Minsk Grubu eşbaşkanı seçilmesini kabul etmiştir.

Azerbaycan'da Fransa'nın ekonomik çıkarları maksimum seviyede korunmuştur. Azerbaycan'da halen 50'den fazla Fransız şirketi başarıyla faaliyet göstermektedir ve Azerbaycan ekonomisindeki varlıkları 2 milyar dolardan fazladır. 2018 Yılının Haziran ayında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Paris'e düzenlenen ziyaretinde ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem vermiş; Fransa'nın önde gelen firmalarıyla görüşmeler yapmış, 2 milyar 200 milyon dolarlık anlaşmalar yapılmıştır.

Azerbaycan devleti ve haydar Aliyev Vakfı Fransa'da çok sayıda kültürel programlar icra etmiştir. Vesay sarayı parkındaki milletlerarası abideler ve Luvr müzesi yenilenmiş; Paris'te Azerbaycan Kültür Merkezi, Luvr Müzesi'nde İslam Güzel Sanatlar Bölümü kurulmuştur.

Atılan bu adımlara bakmayan Fransa, kasıtlı Ermeni seviciliğinden vazgeçmemiştir. Bazı Fransız şirketleri İkinci Karabağ Savaşı'nda kurtarılan işgal altındaki Azerbaycan topraklarında faaliyet göstermekteydi.

Çok sayıda Fransız belediyesi 2018 yılında işgal altındaki yerlerde sözde belediyelerle dostluk sözleşmeleri imzalamışlardır. Azerbaycan tarafı Fransa mahkemeleri vasıtasıyla bu sözleşmeleri iptal ettirse de bu yıl Paris Belediyesi, sözde Dağlık Karabağ devletini tanınması teşebbüsünde bulunmuştur.

Fransa cumhurbaşkanı Emanuel Makron, 30 Eylül günü Letonya'nın başşehri Riga'da Ermenistan-Azerbaycan arasındaki Karabağ meselesi ve cephede yaşananlara değinerek hakikate aykırı, gayri ciddi açıklamalar yapmış; daha sonra da yalan bilgiler ve dedikodularla ülkemize iftira etmiştir.

Kasım ayı öncesinde Fransa'nın 42 tanınmış gazeteci ve yazarı cumhurbaşkanı Makron'a ortak mektup yazarak onu Karabağ Ermenilerini korumaya davet etmişlerdi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian AGİT Minsk grubunun eşbaşkanı olduğunu unutarak Ermenistan'ı tek taraf olarak savunacaklarını söyledi.

Dağlık Karabağ meselesinin başlangıcından bugüne kadar atılan kasıtlı adımları gösteriyor ki Fransa AGİT Minsk grubunun eşbaşkanı olarak tarafsızlığını koruyamamaktadır. Fransa, işgalci Ermenistan ile toprakları işgal edilen Azerbaycan arasında fark görmemekte ve hatta  kasıtlı olarak işgalci Ermenistanı korumaktadır. Tarafsız değildir, işgalcinin yanındadır. Arabuluculuk görevini yerine getirmemektedir. Son olaylar göstermiştir ki meselenin çözümünü yalnız AGİT Minsk grubu eşbaşkanlarından Rusya ve AGİT Minsk grubu üyesi Türkiye istemektedir. Bu anlaşma, üç ülkenin (Türkiye-Azerbaycan-Rusya) liderleri arasındaki dostane ve yakın ilişkilerle sağlanmıştır.

Çifte standart ve aynı olaya farklı bir yaklaşımla dünyada adalet sağlanamaz. Fransız siyasi elitinin Büyük Fransız Devrimi ideallerine asla bağlı olmadığına inanıyoruz.  Fransa'nın yanlış yönlendirilmiş yaklaşımının bir sonucu olarak, Avrupa Birliği artık bir Hıristiyan kulübü olarak algılanmaktadır.

Fransa ki Cezayir, Tunus, Fas, Çad, Gabon, Kamerun, Ruanda, Cibuti, Kamboçya ve Vietnam'da soykırım yapan bir ülkedir.

Bugün, Pasifik, Hint Okyanusu ve Karayipler'de on bir ada devleti ve Güney Amerika'da (Fransız Guyanası) bir ülke ve Kuzey Amerika'da bir diğer ülke (Saint-Pierre ve Miquelon) Fransız toprakları olarak kabul edilmektedir. Bu kolonilerde yaşayan yaklaşık 3 milyon insan var ve uyrukları kimlik kartlarında zorla "Fransız" olarak işaretleniyor. Fransa bu ülkelerin halklarına da  Dağlık Karabağ meselesinde halkın kendi kaderini tayin etme ilkesiyle davransın.

Fransız medyası, bu tür çifte standartlara ek olarak Fransız siyasi elitinin son zamanlarda etnik ve ekonomik lobiler tarafından işgaliyle ilgili yüzlerce makale yayınladı. 1980'lerden beri Fransa'nın önde gelen siyasetçilerinin neredeyse tamamı bu konuda suçlanıyor.

Azerbaycan halkı da Emmanuel Makron'un etnik lobiler tarafından, özellikle de Ermeni lobisi tarafından ele geçirildiğinden ve faaliyetlerinin Ermeni lobisinin çıkarlarıyla koordinasyonundan haberdardır. Makron, Karabağ'daki Ermeni dini ve tarihi-kültürel anıtlarının korunması gerektiğinden söz ederken, İkinci Karabağ Savaşı'nda 94 masum sivilin Ermeni savaş suçları sonucu hayatını kaybetmesine sessiz kalması ikiyüzlülüğünün altını çiziyor. .

Siyasi partiler olarak artık daha somut adımlar atmanın zamanının geldiğini beyan ediyoruz. Fransız Senatosu Dağlık Karabağ konusunda bir karar alırsa, saldırganı açıkça destekleyen ülke AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlığından çıkarılmalı, Fransa ile bütün siyasi ve ekonomik ilişkiler yeniden gözden geçirilmeli ve bütün ortak kültürel projeler durdurulmalıdır.

Yeni Azerbaycan Partisi - Ali Ahmadov

Sivil Dayanışma Partisi - Sabir Rüstemhanlı

Vatan Partisi - Fazail Agamali

Büyük Kuruluş Partisi - Fazıl Mustafa

Birleşik Azerbaycan Halk Cephesi Partisi - Gudrat Hasanguliyev

Demokratik Reform Partisi - Asım Mollazade

Birlik Partisi - Tahir Kerimli

Sivil Birlik Partisi - Sabir Hacıyev

Azerbaycan Demokratik Aydınlanma Partisi - Elşan Musayev

Ulusal Cephe Partisi - Razi Nurullayev

Gerçek Parti - Ilgar Memmedov

Azerbaycan Ümid Partisi - İgbal Ağa-zade

Milli Uyanış Hareketi Partisi - Faraj Guliyev

Azerbaycan Demokratik Partisi - Sardar Calaloğlu

Adalet Partisi - İlyas İsmayilov

Klasik Popüler Cephe Partisi - Mirmahmud Fettayev

Hür Demokratlar Partisi - Sulheddin Akbar

Azerbaycan Liberal Partisi - Avaz Temirhan

Azerbaycan Ulusal Bağımsızlık Partisi - Arzuhan Alizade

Aydınlar Partisi - Gulamhuseyn Alibeyli

Azerbaycan Cumhuriyetçi Partisi - Subut Asadov

Azerbaycan Sosyal Demokrat Parti - Araz Alizade

Azerbaycan Sosyal Refah Partisi - Aslı Kazımova

Büyük Azerbaycan Partisi - Elshad Musayev

Milli Birlik Partisi - Yunus Oğuz

BEYAZ Parti - Tural Abbaslı

Modern Müsavat Partisi - Hafız Hacıyev

Azerbaycan Liberal Demokrat Partisi - Fuad Aliyev

Azerbaycan Sivil Partisi - Mais Safarli

Hürriyet Partisi - Ahmad Orujov

Azerbaycan İçin İttifak Partisi - Abutalib Samadov

Azerbaycan Özgür Cumhuriyet Partisi - Kamil Seyidov

Cumhuriyet Halk Partisi - Badraddin Guliyev

Milli Dayanışma Partisi - Alisahib Huseynov

Yeni Zaman Partisi - Musa Agayev

Vatandaş ve Kalkınma Partisi - Ali Aliyev

Azerbaycan Halk Demokratik Partisi - Rafig Turabhan

Azerbaycan Komünist Partisi - Hacı Hacıyev ve Rauf Kurbanov

Ulusal Kongre Partisi - Ihtiyar Şirinov

Bağımsız Halk Partisi - Aflan İbrahimov

Birleşik Azerbaycan Milli Birlik Partisi - Hacıbaba Azimov

Azerbaycan Milli Demokrat Partisi - Tufan Kerimov

Azerbaycan Evrim Partisi - Teyyub Aliyev

Birlik Partisi - Hudâdat Hudiyev

Geleceğin Azerbaycan Partisi - Ağasif Şakiroğlu

Azerbaycan Milliyetçi Hareket Partisi - Samir Cafarov

Azerbaycan Kahramanlık Partisi - Agadur Müslimov

Gorgud Partisi - Firudin Kerimov

Milli Demokratik Bilişsel Parti - Osman Efendiyev

FRANSA DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI

Fransa Dışişleri Bakanlığı, Senatonun Dağlık Karabağ hakkındaki skandal kararını yorumladı. Fransa Dışişleri Bakan Yardımcısı Jean-Baptiste Lemoine Karabağ'ın tek taraflı tanınmasının kimseye fayda sağlamayacağını ve arabuluculuk çabalarına hizmet etmeyeceğini söyledi. Dışişleri Bakan Yardımcısı, Fransa'nın AGİT Minsk Grubu'nun eş başkanı olduğunu ve 9 Kasımda yapılan  ateşkes anlaşmasının uygulanmasından yana olduğunu söyledi. Fransız Senatosu tarafından kabul edilen kararın tavsiye niteliğinde olduğu ve  hükümet tarafından mutlaka uygulanması gerekmediği bildirildi.

loading...
Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış