Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'ın işgalden kurtarılmasında kritik öneme sahip Şuşa şehrinin işgalden kurtardığını açıkladı.

Aliyev, Şehidler Hiyâbânı'nda yaptığı  açıklamada  şunları söyledi:

"Savaş meydanında kazandığımız zaferde şehitler verdik. Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin."

Cumhurbaşkanı, Birinci Karabağ ve İkinci Karabağ Vatanseverlik Savaşlarında şehit düşen askerlere rahmet ve ailelerine sabır diledi.

"Yaralı yurttaşlarımıza Allah'tan şifalar diliyorum. Halkımızın ve askerlerimizin canları ve kanları pahasına topraklarımızı işgalcilerden kurtarıyoruz. Bu işgalcileri topraklarımızdan tamamen kovacağız."

Şuşa'nın Önemi

Şuşa kasabası Karabağ Savaşı'nda stratejik önemi en büyük bölgedir. Bölgenin Azerbaycan ordusu tarafından ele geçirilmesi, Dağlık Karabağ'ın merkezi Hankendi'ni kuşatabilmenin yoluydu. Böylece o yolda en önemli hedefe ulaşılmış oldu.

Bundan sonra, Hankendi'ne  zayiat vererek girme yerine Laçin koridorunu da ele geçirip kuşatmayı sıkılaştırmak olmalıdır.

İlham Aliyev, bölgeyi iyi bilen ve soğukkanlılıkla karar veren bir yönetici olarak Karabağ'ı olabilecek en az zayiatla geri alacağını bütün dünyaya göstermiştir.

Ermenistan işgalinden 28 yıl sonra kurtarılan Şuşa, Azerbaycan tarih ve kültürünün simgelerinden olmasının yanı sıra hem bölgeye hakim coğrafi konumu hem de Dağlık Karabağ'ın en büyük şehri Hankendi'ne giden yolun üzerinde bulunduğu için stratejik önem de taşıyor.

Azerbaycan ordusunun topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonda Şuşa şehrinde de kontrolü sağlamasıyla 28 yıl önce o kentten çıkmak zorunda kalan Şuşalıların ve Azerbaycanlıların büyük özlemi sona erdi.

Karabağ Hanı Penahali tarafından 1752'de kurulan Şuşa, hem çok sayıda tarihi anıta sahip olması hem de çok sayıda seçkin bilim ve kültür adamının burada doğması dolayısıyla sadece Şuşalılar için değil, tüm Azerbaycanlılar için önemli bir kent.

Tarihi ve kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleri nedeniyle Karabağ'ın sembol şehri olarak kabul edilen Şuşa, ünlü besteci ve müzisyenleri nedeniyle "Azerbaycan müziğinin beşiği" diye de nitelendiriliyor.

Merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Şuşa'yı "Bu, Azerbaycan halkının, atalarımızın yarattığı büyük bir anıttır. Şuşa, sadece Şuşa halkı için değil, tüm Azerbaycanlılar için aziz şehir, aziz kale, aziz anıttır." sözleriyle anlatmıştı.

Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde yıllardır planladıkları Azerbaycan'a karşı toprak iddialarını hayata geçirmek için saldırıya geçen Ermenilerin başlıca hedeflerinden biri de Şuşa oldu.

Ermeniler, 1991'de başlattıkları saldırılarla önce Hankendi şehrini işgal etti. Ardından 26 Şubat 1992'de Hocalı kasabası Ermenistan ordusunun eline geçti. Hocalı'da aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 613 sivili katlederek yüzyılın en büyük katliamlarından birine imza atan Ermenistan güçleri 8 Mayıs 1992'de de Şuşa'yı işgal etti. O yıl, Türkiye'den ve dünyadan beklediği desteği göremeyen Azerbaycan, büyük acılar yaşadı.

Şuşa'nın savunmasında yüzlerce Azerbaycanlı hayatını kaybetti, çok sayıda Azerbaycanlı esir düştü veya kendilerinden haber alınamadı. Ordusu olmayan, gönüllülerle yeni ordu kurmaya çalışan Azerbaycan 1992'de Şuşa'yı geri alabilmek için çok gayret gösterdi, çok şehid verdi ama Şuşa o zaman geri alınamadı.

İşgal, Azerbaycan ekonomisini büyük kayba uğrattı. Binlerce kişi topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Azerbaycanlılara ait 300'den fazla tarihi anıt tahrip edildi. İşgalden önce 20 binden fazla Azerbaycanlının yaşadığı Şuşa'ya işgal sonrasında Ermeniler yerleştirildi.

Yüzyıllardır Şuşa'nın gerçek sahibi olan Azerbaycanlılar ise 28 yıl boyunca Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde yaşamak zorunda kaldı. 8 Mayıs tarihi Ermenistan'da bayram olarak kutlandı, Azerbaycan'da ise bu tarih 28 yıl hüzünlü bir gün olarak hatırlandı.

Şuşa, yalnız stratejik değil kültür değerleri açısından da Azerbaycan için büyük önem taşır. Azerbaycanlı şair ve yazarların her zaman ilham kaynağı olmuştur.

Deniz seviyesinden 1300 ila 1600 metre yükseklikte bulunan Şuşa, doğal güzellikleriyle de ön plana çıkıyor.

Sovyetler döneminde bölgenin en fazla turist ağırlayan şehirlerinden biri olan, şifalı pınarlarıyla da ünlü Şuşa, üç tarafı kayalık olması nedeniyle adeta doğal bir kaleyi andırıyor.

Çevresi ormanlarla kaplı, çok sayıda mesire alanına sahip şehrin güney kesiminde yer alan Cıdır Ovası, yıllarca Azerbaycanlıların at yarışı oyunlarına, festival ve spor etkinliklerine ev sahipliği yaptı.

Cabbar Karyağdıoğlu, Kurban Pirimov, Bülbül, Seyit Şuşinski, Han Şuşinksi, Üzeyir Hacıbeyov, Reşit Behbudov, Niyazi, Fikret Emirov gibi ünlü Azerbaycanlı müzisyenlerin vatanı Şuşa, Hurşudbanu Natavan, Kasım Bey Zakir, Süleyman Sani Ahundov, Abdurrahim Hakverdiyev, Necef Bey Vezirov gibi ünlü yazar ve düşünürlerin doğup büyüdüğü bir kent.

Türk düşünce tarihinin önemli şahsiyetlerinden, hem Azerbaycan'da hem de yaşamının bir bölümünü geçirdiği Türkiye'de derin iz bırakan siyaset adamı, hukukçu, yazar ve gazeteci Ahmet Ağaoğlu da Şuşa'da doğdu.

 

ŞUŞA

Qoynuna girməyə qalmışdır bir az,

Könül fərəhlənib eylədi pərvaz;

Ölməyib görəydim seyrini hər yaz,

Səndə vardır başqa lətafət, Şuşa!

 

Dağlarından qopar havalı yellər,

Ah, o sərin yellər, səfalı yellər;

Dağıdıb huşumu divanə eylər,

Vüsalın hər kəsə səadət, Şuşa!

 

Xırdaca-xırdaca yağışin yağar,

Çən-çisək içindən günəşin doğar,

Bir ağız bir bulaq suyunu soğar*

Eyləyirsən yenə qiyamət, Şuşa!

 

Bir əcəb gülşəndir torpağın, daşın

Dumanlı dağlardır həyat yoldaşın,

Bir ağrı gördümü ömründə başın,

Ey fitrən xəlq olmuş təbabət, Şuşa!

 

Səməd Vurgun

1926