12 Eylül Darbesi 40. Yılında Nefretle Anıldı - Milli Güç

Reklamlar

loading...

12 Eylül Darbesi 40. Yılında Nefretle Anıldı

Türkiye’nin en karanık günlerini yaşadığı 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden tam 40 yıl geçti. ‘Kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek…’ gerekçesi ile yapılan ve Cumhuriyet tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi olan 12 Eylül’ün ardından Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı. TBMM lağvedildi, Anayasa değiştirildi, siyasi partiler kapatıldı, parti liderleri önce gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Gözaltı, tutuklama, idam ve işkencelerle geçen bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürdü.”

İngiliz yayın kuruluşu BBC, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine, gizliliği kaldırılan 12 Eylül cunta darbesine ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerini, üç günlük bir yazı dizisi ile yayınladı.

BBC Türkçe’nin yayınladığı belgeler, 12 Eylül 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki diplomatik temsilciliklerinden Washington’daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ülkelerdeki temsilciliklerine gönderilmiş 10 adet yazışmaya dayanıyor.

27 Mayıs 1960’tan bugüne yapılan cunta darbelerinin hepsinin ardında, ABD başta olmak üzere, Batılı güçlerin olduğu zaten bilinen bir gerçekti. Bu konularda epeyce delil de mevcuttu.

Örneğin, 12 Eylül darbesini 1970’li yıllarda CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze, ABD Başkanı Jimmy Carter’a “bizim çocuklar başardı” diye haber vermişti. 38 yıl geçtikten sonra, “bizim çocuklar başardı”nın belgeleri şimdi yayınlanıyor.

Zaten darbeyi yapan bütün cuntacılar, darbe bildirilerinde “NATO dâhil bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız” diye kendilerine destek veren dış güçlere bağlılık sözünü en baştan verdikleri için, darbelerin ardındaki Batı desteğini anlamak için başkaca belgeye de gerek yok.

Bu yeni ortaya çıkan belgede dönemin ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan James Spain “Ordunun (yönetime) el koymasının ardından ABD-Türkiye ilişkileri” başlıklı yazışmasında, “darbecilerin bağlılık beyanının” kabul gördüğü şu şekilde ifade ediliyor:

“Mevcut askerî liderlerin tamamını iyi tanıyoruz ve özellikle de NATO üyeliği başta olmak üzere Türkiye’nin güvenlik ya da dış politikasında değişim yaşanacağı yönünde bir endişe taşımamıza da gerek yok.”

“12 Eylül 1980 darbesinin ardından Mamak Cezaevi’nde askerliğini yapan Doğan Eşlik, kendisine zorla işkence yaptırdıkları gerekçesi ile darbeyi yapanlar ve Mamak Cezaevi’ndeki görevliler hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dilekçesinde, evlenip yuva sahibi olamamasına ve psikolojisinin bozulmasına darbecilerin sebep olduğunu vurgulayan Eşlik, ismini tek tek saydığı işkence mağdurlarından helallik istedi. Eşlik, ‘Bizi insanlıktan çıkarmışlardı, işkence ettiklerim ne olur haklarını helal etsin’ diyordu.

Mamak cezaevinde yönetici olan ve işkence iddialarının odağında olan emekli asker Raci Tetik’in cenaze merasimine katılan işkence mağdurları haklarını helal etmeyeceklerini haykırmışlardı. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na işkence yapan polis şeflerinden biri af dilemek için yalvarmıştı. Merhum, kini olmadığını belirtince rahatlamıştı işkenceci.

Darbenin Evren dışındaki uygulayıcıları ise Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan komuta kademesiydi. Onlardan kimse hayırla anılmadığı gibi dönemin savcılarından birinin oğlunun siyasete girmesi bile tartışmalara yol açmış, “babanın yaptıklarından evladı sorumlu olmaz” düşüncesiyle tartışmalar soğutulmuştu.

 

Son Güncelleme : 12 Eylül 2020

Milli Güç

Milli Güç

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın