Ayasofya ile Yakından İlgilenen Yunanistan’da Camilerin Durumu Nasıl? - Milli Güç

Reklamlar

loading...

Ayasofya ile Yakından İlgilenen Yunanistan’da Camilerin Durumu Nasıl?

Türkiye’de Ayasofya camiinin müze mi yoksa mescid mi olacağı yönünde tartışmalar sürerken Yunanistan’da, Türk-İslam eserlerinin korunması konusundaki yaşanan problemler ciddiyetini korumayı sürdürüyor. İnşası Osmanlı dönemine ait bazı eserlerin restore bahanesiyle üzerine “Bizans” damgası vurulurken, kendi kaderlerine terk edilen birçok eser de bu sıkıntılarla geçen zaman içinde harabeye döndü.

Osmanlı dönemine ait ve bugüne kadar ayakta kalmayı başarmış eserlerin büyük bir kısmı Yunanistan’da yıllardır farklı amaçlarla kullanılıyor. Yunanistan’da binlerce cami, hamam ve külliye gibi tarihi yapıdan çok azı günümüze kadar varlığını muhafaza edebildi.

Yunanistan’ın bağımsızlığını kazandığı yıllardan itibaren birçok Türk-İslam eseri askeri hapishane, sinema ve sergi salonu, konaklama yeri, vilayet binası ya da depo olarak kullanılmaya başlandı, onlarca cami ibadete kapatıldı, bazıları ise kiliseye dönüştürüldü.

Başkent Atina’daki Osmanlı dönemine ait eserlerden 1458’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldığı kabul edilen Fethiye Camisi sergi salonu olarak kullanılırken, yılın büyük bölümünde kapalı tutulan tarihi Cizderiye Camisi ise seramik müzesi olarak faaliyet gösteriyor. Arşiv ve salnamelerde kayıtlı Atina’daki Türk-İslam eserlerinden Yeni Cami, Kubbeli Cami, İç Kale Camisi, Mehmet Voyvoda Muallimesi, Hüseyin Efendi Tekkesi ve Hacı Ali Hamamı gibi yapıların ise bugün izine dahi rastlanmıyor.

Selanik’te 1484’te inşa edilen ve bugüne kadar ayakta kalmayı başarabilen Osmanlı eserlerinden Alaca İmaret Camisi ise müze olarak hizmet veriyor. 1904’te yaptırılan Yeni Cami, Selanik’in Yunan idaresine geçmesinin ardından minaresi yıkılarak ibadete kapatıldı ve mübadele yıllarında göçmenler için konut olarak kullanıldı. Bugün ise belediyenin sergi salonu olarak kullanılıyor.

Selanik’teki en önemli Osmanlı eserlerinden biri olup şehrin sembolü olarak nitelendirilen Beyaz Kule, “Bizans eseri” diye tanıtılıyor. Yanya, Girit, Larisa ve Kavala gibi birçok önemli Yunanistan şehrindeki camiler ve tarihi yapılar da aynı kaderi paylaşıyor.

Sakız adası Mecidiye camii de müze ve sergi salonu olarak kullanılıyor. Restore edilmek üzere bakıma alınan ecdat yadigarı Mecidiye Camii, Bizans müzesine dönüştürüldü.

Yunanistan’da durum böyleyken Türkiye’de yok olmuş ve rezaletlere sahne olmuş, iğrenç tecavüzlerin mekanı bir Ermeni yapısı Van’ın Akdamar adasında yeniden inşa edildi ve Ermenistan’dan gelenlerin ayinlerine açıldı. Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı ve  Kayseri Milletvekilli Yusuf Halaçoğlu, ”Van, 1915 yılında Ermeni ve Rus saldırısı sonucu düştü. 50 Türk kadını Akdamar Kilisesi’ne götürülürken iffetlerini korumak için kendilerini göle attı. Biz onlar için maalesef bir iffet anıtı dikemedik” demişti.

Azınlık vakıflarının mülkü olmaktan çıkan yapı ve araziler iade edildi.

Son aşamada Yunanlılar  siyasete malzeme edilen Ayasofya camiinde Kur’ân okunmasına karışır oldular.

Türkiye Cumhuriyeti, iç siyasetin bataklıklarından ayağını kurtarıp Ayasofya’yı 1453’teki hüviyetine yeniden kavuşturmalıdır. Bunu yaparken merhum  Süleyman Demirel’in 1980 ve Yıldırım Akbulut’un 1996’da yaptığı gibi hünkar mahfilini veya medresesini açarak halkı avutmak yerine asıl binayı açmaları da önem arzetmektedir. Bunu yapamayacak olanların bir daha Ayasofya’yı ağızlarına almamaları en doğrusudur.

 

 

Son Güncelleme : 13 Haziran 2020

Milli Güç

Milli Güç

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın