Türkiye’den Yunanistan’ın Ayasofya Açıklamasına Tepki - Milli Güç

Reklamlar

loading...

Türkiye’den Yunanistan’ın Ayasofya Açıklamasına Tepki

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan Dışişleri Bakanlığının Ayasofya’da Kur’an-ı Kerim okunmasına yönelik açıklamalarına, “Yunanistan’ı tarihsel komplekslerinden arınmaya davet ediyoruz.” ifadeleriyle tepki gösterdi. Sözcü Aksoy’un konuya ilişkin soruya, “Ayasofya’da her Kur’an-ı Kerim okunmasından sonra Yunanistan beyhude ve hiçbir sonucu olmayacak açıklamalar yapmaya devam etmektedir.” cevabı geldi.

Sözcü Aksoy ayrıca, “Avrupa’da minarelerden ezanların yükseldiği ve karşılıklı saygı ilkesinin öneminin anlaşıldığı bir dönemde, başkentinde cami bulunmayan tek Avrupa ülkesi olan Yunanistan’ın Ayasofya’da Kur’an-ı Kerim okunmasından rahatsız olması bu ülkenin içinde bulunduğu psikolojinin anlaşılması açısından ibretliktir.” diye ekledi.

Yeni korona virüsü (Covid-19) salgınını bahane ederek Batı Trakya’da yüzyıllardır okunan ezanı susturmaya yeltenen çevrelerin çabalarının hala hafızalarda taze olduğunu kaydeden Sözcü Aksoy tepkisini şu ifadelerle sürdürdü: “Türkiye, Ayasofya’nın ne dünya çapındaki abidevi niteliğine, ne de 1972 UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’ye aykırı hareket etmiştir. Türkiye’nin bir miras unsuru olan İstanbul Tarihi Alanları’na gösterdiği titizlik ve özen sayesinde bu eserler bugünün nesillerine ulaşmıştır.

Ayasofya, Türkiye’nin ve insanlığın önemli bir değeri olarak kalacak ve korunmaya devam edilecektir. Yunanistan’ı tarihsel komplekslerinden arınmaya davet ediyoruz.”

Ayasofya

Ayasofya İstanbul’da bir müze. Bizansın kilisesi, Türklerin önce mescidi ve şimdi müze. Yunanistan, İstanbul’daki bir tarihi eserin hangi maksatla kullanılacağına karışma cesaretini nereden alıyor?

  1. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden,
  2. Ortodoks Rusya’dan,
  3. Türkiye Cumhuriyetinin 2000’li yıllarda Ege denizindeki kendisine ait ada ve kayalıkları Yunanistan’ın fiilen işgal etmesine sessiz kalmasından…

Ege’de aidiyeti tartışmalı coğrafi formasyonlar ilk olarak 1936 yılında İçişleri Bakanı Sn. Şükrü Kaya tarafından ortaya atılmış ve TBMM gündemine getirilmiştir. Yine benzer şekilde 1991 yılında PASOK Lideri Papandreou Yunanistan Cumhurbaşkanına yazdığı mektupta, Türkiye’nin Ege’de bazı adaların egemenliği konularını gündeme getirebileceğini belirtmiştir. Ancak, Figen Akad isimli Türk ticaret gemisinin, 25 Aralık 1995 tarihinde Bodrum’un 3.8 mil uzağında Kardak Kayalıklarında karaya oturmasıyla coğrafi formasyonlar konusundaki anlaşmazlık, Ege’de egemenlik ihtilaflarına resmi bir nitelik kazandırmıştır. Aidiyeti belirsiz Ege Adaları milli egemenlik hakları ve Ege’deki ulusal çıkarlarımız bakımından doğrudan ve hayati önemi sahiptir.

Kimin hakimiyetinde olduğu ismen sayılmadan devredilecek adalarla ilgili olarak düzenleme, Lozan Antlaşmasının 6. ve 12. Maddelerinde ele alınmıştır. 6.Maddesinde “İşbu antlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, sahil devletinin kıyısına 3 milden daha yakın bulunan ada ve adacıkları içine alacağına” ve Md.12’deki “…İşbu Antlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından üç deniz milinden az uzaklıkta bulunan adaların Türk hakimiyetinde kalacağına” ilişkin hükümleri Anadolu kıyısı ile Yunanistan ve İtalya’ya bırakılan adaların 3 mili içinde kalan ada-adacık ve kayalıkların bu üç devlete ait olacağını açıkça belirtmektedir. Ancak, İsmen sayılmayan ve devredilen adaların 3 mili içinde olmayan adaların hakimiyeti kimseye devredilmemiştir.” (Dr. E. A. Ergun Mengi)

İşgal edilen adalardan Hurşit Adası’nın İstanbul’daki Büyükada’nın beş misli, Eşek Adası’nın üç misli, Bulamaç Adası’nın ise Büyükada büyüklüğünde olduğu bilindiği halde Güvenlik Uzmanı sıfatıyla 11 Haziran 2017’de CNN TÜRK’te Hakan Çelik’in sunduğu “Hafta Sonu” programına katılan Mete Yarar’ın, “Ada demeyelim onlara kaya parçası… Adaların ihtilaflı ve kaya parçası olduğu, kime ait olduğunun belirlenmediği, çıkılıp inildiği, bayrak çekilip indirildiği, 18 Ada sorununun son iki yılda yaşandığı” sözleri daha dün gibi hafızalarımızda. Buna o zaman cevap vermiştik…”

Mete Yarar’ın akıl ve mantıkla bağdaşmayan, tarihi ve coğrafi gerçeklerle de uyuşmayan bu sözleri yetmiyormuş gibi bu seferde geçen akşam Habertürk TV’de Didem Arslan’ın sunduğu “Türkiye’nin Nabzı” programına katılan Nagehan Alçı, yüzü hiç kızarmadan işgal altındaki adalarımız için, “Keçilerin otladığı 18 kaya parçası” tanımlamasında bulunmuş ve akabinde “Keçilerin otladığı kaya parçaları için savaş mı çıkaralım” diyerek sözlerini savunmuştur.” (ODA TV)

İşte bu gelişmelerin sonucu olarak Yunanistan Ayasofya’nın nasıl kullanılacağına karışma cesaretini de kazanmıştır. Onun bu haddini bilmez tutumunun cevabı medyada değil Adalar Denizi’nde verilmeliydi. Bugün hala vakit geç değildir. Söz konusu adacıklar ve kıta sahanlığı için ancak “casus belli” (savaş sebebi) ilanı Yunanistan’ın aklını başına getirebilir.

Kardak kayalarına çıkan Yunanistan nasıl geri gönderilmişse diğerlerinde de aynı yola başvurulmasının gerektiği Ayasofya meselesinde ortaya çıkmıştır. O zaman Yunanlı Ayasofya’nın Türkiye’nin olduğunu, isterse müze ve isterse mescid yapabileceğini anlayacaktır.

Çipras, Keçi Adası’nda

 

 

Son Güncelleme : 30 Mayıs 2020

Milli Güç

Milli Güç

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın