Mevlüt Özcan

Muhterem Müslümanlar

Feyiz ve bereketi hadsiz, hesabsız olan mübarek Ramazan ayını yaşadık, elhamdülillah. İstifade de etmişizdir, inşaallah.

Rabbimiz Ramazan ayının her anında kullarından bir çoklarını günah ağırlığından kurtarmıştır. Ramazan ayı boyunca affedilenlerin tamamından bir kat fazlası da bayram gecesi ve gününde af edilip cehennemden kurtulmuştur. Cehennem azabından kurtulmuş olmamız bayramların en büyüğüdür.

Dün oruç tuttuğumuz için sevap kazandık; bugün oruç tutmamakla sevap kazanıyoruz. Çünkü bugün bayram. Bayramlar yenilip yedirildiği ikram günleridir. Akraba, eş-dost ile beraberce bugünün mutluluğu yaşanır, paylaşılır. Bunun için de Peygamberimiz Efendimiz (S.A.V.) tarafından bayramlarda oruç tutmak yasaklanmıştır. (Müslim, Sıyam: 139-143)

Ramazan ve Kurban bayramları, bayram namazının kılınmasıyla başlar. Çünkü Sahabe-i Kiram dan Bera (R.A.) den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz:

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey, namaz kılmamızdır" buyurmuştur. (Buhari, İdeyn: 3, Müslim, Edahi: 7)

Muhterem Müslümanlar!

Ramazan bayramının diğer günlere nisbetle verdiği başkanlığın şuurunda iseniz, bilesiniz ki, Ramazan ayından istifade ettiniz,

İbadetleriniz, tevbeleriniz, hayır-hasenatlarınız Allah (C.C.) indinde makbul görülmüş demektir.

Allah (C.C.) a bir ömür boyu kul olmayı, O nun istediği manada yaşama şuurunu bu Ramazan ayında da elde edemeyenlerin bu bayramda paylarına düşen sadece yiyebilecekleri şeker olacak demektir. O zaman bayram sevinci, kulluk şuurunu elde edebilenlerin olacaktır.

Öyle ise bu bayramda da:

Yaşça büyükleri, hastaları, akrabaları, komşuları ziyaret edip bayramlarını tebrik edelim. Hayır dualarını alalım.

Yanımızda değillerse ziyarete ana-babalarımızdan başlayalım. Kendileri uzakta iseler hemen telefonla arayıp bayramlarını kutlayalım. Özellikle yetimlere, çocuklara maddi fedakarlıkta bulunalım. Onların da neşelenmelerini sağlayalım.

Dargın olduklarımız varsa onlarla barışalım.

Görünüşte hiçbir şey yokmuş gibi güleryüzlü olalım. Ancak, bayram yaparken, aynı anda dünyanın birçok yerinde kafirlerin elinde çile çeken erkek-kadın din kardeşlerimizi düşünerek, kalbimizde oların hicranını yaşayalım.

Bayramdan sonra da kulluk vazifelerimizde gevşemeyelim. Bundan sonra da kulluğumuza yeni ve taze bir azimle daha fazla sarılalım.

Muhterem Müslümanlar!

Bayram günlerinde her zamankinden daha fazla çevremize dikkat edelim:

Kenarda, bucakta boynu bükük bir yetim kalmasın...

Ziyaret edilmeyen büyük kalmasın...

Sevindirilmeyen küçük kalmasın...

Gönlü hoşedilmeyen hasta kalmasın...

Hatırı sorulmayan yaralı kalmasın...

Ve Fatihalarla ruhuna ziyafet verilmeyen hiçbir mevta kalınmasın...

Kaynak: Milli Gazete, 11 Ekim 2007

loading...
Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış