Tabanca Taşıma ve Kullanma - Milli Güç

Reklamlar

loading...

Tabanca Taşıma ve Kullanma

Tabancanın İcadı ve Tarihi Gelişimi

Tabancalar, tek elle kullanılabilen hafif bir ateşli silahtır. Yakın muharebe silahı olarak da tanımlanır.

XV. yüzyıl sonlarında savaşlarda ve özellikle yakın muharebelerde tüfeklerin etkili olamadığı anlarda, daha etkili olabilecek bir ateşli silaha ihtiyaç duyulmuştur. Önceleri tüfek boyları küçültülerek boyları karabina denilen kısa tüfekler kullanılmışsa da 1544’de itibaren kısa namlulu, kolay taşınabilir ve tek kişi tarafından zor şartlarda bile kullanılabilen tabancalar üretilmeye başlanmıştır.

Önceleri Avrupalı soyluların silahı olarak bilinen kısa namlulu bu el silahları; zamanla orta sınıfın kullandığı, subayların Kemerlerde taşıdığı ve centilmenlerin düelloda kullandığı kibar silahlar haline gelmiştir.

1557’de alman piyadesinin, 1569’da da süvarinin temel silahı olmuştur. Yeni üretilen bu silahlarda, önceleri tüfeklerde olduğu gibi namlu ve mermi yatağı tek bir parça halinde (daha sonraları çok namlulu örnekleri de görülmüştür) ve ağzından dolmalı olarak üretilmiştir.

Tabancalarda da fitili ateşleme sistemi hariç tüfeklerde görülen ateşleme sistemleri aynen kullanılmıştır.

XVI. Yüzyılın sonlarına kadar ateşleme sistemi zemberekli-çakmaktaşlı olarak tasarlanan tabancalar, 1598’den itibaren çakmaktaşlı daha sonraları da tüfeklerdeki gelişime paralel olarak XIX. Yüzyıldan itibaren kapsüllü ve iğneli sistemde üretilmeye başlanmıştır.

Tabancalar, kullanılmaya başlandığından itibaren çeşitli amaç ve şekillerde üretilmişlerdir. Örnekleri tüm ateşli silahlarda olduğu gibi ağızdan doldurmalı ve tek namlulu olarak üretilen tabancalar, daha sonraları çok namlulu olarak da üretilmişlerdir. En yaygın olarak görülen çift namlulardan sonra genellikle 4”5 namlulu tabancalarında kullanıldığı bilinmektedir. Çok namlulu tabancaların, ateşleme mekanizmalarında farklılıklar görülmektedir. Bazılarında her namlu ayrı ateşleme sistemine sahip iken (iki horuz ve iki tetik ), mekanizması (tek horuz ve tek tetik) bulunmaktadır. Bu tabancalarda her iki namludan ayrı aynı anda ateş edebilmekteydi. Ayrıca çok namlulu tabancaların bazılarında da tek ateşleme mekanizması ve tek tetik olmakla birlikte iki ya da daha fazla namlu dönüşümlü olarak ateşlenebilmektedir. Çok namlulu tabancalar genellikle ağır ve pahalı ve güvenirliğinin az olması yanı sıra atış mesafesinin kısa ve hedefe nişan kabiliyeti düşük olmasından çok yaygın olarak kullanılmamıştır. Özellikle bu tip silahlar korsan silahı olarak bilinmektedir.

Tek ve çok namlulu ağızdan doldurmalı tabancalardan başka, ördek ayak biçiminde tabancalar, karabina tabancalar ve kırma namlulu çakmaklı ve kapsüllü tabancalar da üretilmiştir. XIX yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa ve Amerika’daki silah sanayisindeki gelişmeler, seri üretimi başlatmış ve yeni tabanca modeli tasarlanmıştır. Ağızdan doldurmalı tabancalardan sonra daha seri ateş edebilen revolver denilen toplu tabancalar (namlu gerisinde “top” adı verilen ve üzerinde 5 veya 6 mermi yatağı bulunan ve horoz çekilmek suretiyle ateşlenebilen), genellikle kadın silahı olarak bilinen küçük boyutlu cep tabancaları, iğneli, şarjörlü ve mermiyi mermi yatağına kendisi sokan, seri atışlı yarı ya da tam otomatik tabancalar üretilmeye başlanılmıştır.

Ayrıca İngilizler tüfekli tabancalar arasında küçük bir silah olan Blunderbuss adı verilen silahlar da üretmişlerdir. Ancak bu silahlar savaş alanlarında yaygın olarak kullanılmamıştır. Kişisel koruma silahlar arasında yer almış ve 1840 a kadar İngiliz kraliyet posta servisinde güvenlik amaçlı kullanılan bir silah olarak kalmıştır.

Tabancalar genellikle bir subay silahı olarak kullanılmıştır. En etkin kullanımı birinci dünya savaşı sırasında olmuştur. Bu savaş ve sonrasında birçok personel tarafından da kullanabilir hale gelmiştir. Askeri polisler, pilotlar ve tank personeli tarafından da kadro silahı olarak kullanılmıştır.

Fabrikasyon üretime geçilinceye kadar tabancalar bilindiği gibi çeşitli biçimlerde üretilmişlerdir. Ancak XIX, yüzyılın ikinci yarısından itibaren her ülke genellikle kendi ordusu için ürettiği veya belirlediği tabancaları kadro silahı olarak kullanmıştır.

Avrupa da Webley and Scutt firması 1790’larda silah üretimine başlamış ve 1834’te ilk toplu tabanca üretimine geçmiştir. Amerika da ise Smith Wesson 1840 tarihinden itibaren toplu tabanca üretimine başlamıştır. 1870’de ilk büyük kalibreli toplu tabanca olan model 3’leri ve daha sonra da model 10’ları üretmiştir.

XIX. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren tasarlanan tabancaların tartışmasız en ünlü silahı alman Luger’dir birinci dünya savaşı sırasında 2 milyon adet 9 mm.lik P08Luger tabancası üretilmiştir. Alman ordusunda subay silahı olarak kullanılan Lugerler şarjörlü tabanca olup 7 mermi kapasitelidir. Şarjör kabza altından silaha yerleştirilirdir. Lugerler isabetli atışlar ve güvenirlikleri ile ünlenmişlerdir.

Lugerlerin değişik bir biçimi olan Parebellum ve M17’ler 1917’de üretilmeye başlanmışlardır. Ayrıca bu tarihten itibaren uzun namlulu ve 30 mermi kapasiteli Lugerler de üretilmiştir.

Almanya’da Lugerlerin dışında 7,65 mm.lik Beholla ile 7,63 mm.lik Mauser c96 ve c10 tabancaları da üretilmiştir. Mauserler 7.63 mm.lik çapları ile 9 mm.lik Lugerlere göre daha güçsüz kalmışlardır.

Mauser tabancaların ahşaptan yapılmış kılıfları (koruma kabı) kabzaya takılarak, omuzdan destek alınarak ateş edilen karabina’ya (kısa namlulu tüfek) dönüştürülebiliyordu.

1894 model Mauser otomatik tabancalar. Genellikle İtalyan ordusu tarafından tercih edilen bir silah olmuştur. Birinci dünya savaşı sırasında Türk ve Bulgar orduları da alman Mauser, Parebellum ve Beholla marka tabancaları kadro silahı olarak kullanmışlardır.

İngiliz ordusunun subay silahı, Webley model IV. Tabancalarıdır. 11.6 mm.lik çapında ve 6 mermi kapasiteli bu silahlardan birinci dünya sırasında 3 yüz bin adet üretim yapılmıştır. Son derece güvenilir bir silahtır. Savaş sırasında Hollanda bataklıklarında daha kendini kanıtlamış bir tabancadır.

Webley tabancaları yalnız İngiliz subayları tarafından kullanılmamıştır. Bileşik krallığı oluşturan diğer ülkelerin subayları da bu tabancaları kullanmışlardır. Subayların dışında makineli tüfek mürettebatı da bu tabancaları kadro silahı olarak kullanmışlardır. İngiliz ordusunda ayrıca amerikan silahları olan Cold ve Smith Vesson tabancaları da kullanılmıştır.

Fransız ordusunun standart tabancası da 1892 model Pistole revolveur’dur. 9 mm.lik çapında ve 6 mermi kapasitelidir. Bu tabancalar Belçika ve ispanya’da da üretilmiştir. İngiliz Webley’e benzer bir silahtır. Ancak webley tabancaları mermi doldurma işlemi sırasında kırma şeklinde açılırken bu tabancalar mermi yuvalarının yer aldığı top yana doğru açılarak mermi doldurma işlemi daha kolay yapılabiliyordu.

Birinci dünya savaşı sırasında Sırp ordusu subayları da bu tabancaları kadro silahı olarak kullanmışlardır. Güvenirliğinin nedeni ile ikinci dünya savaşında da kullanılmıştır.

Belçika ordusu subayları 7,6 mm.lik Amerikan yapımı brovning toplu tabancaları ile amerikan yapımı 9 mm.lik 1903 model Browning tabanca kullanmışlardır.

Avusturya-Macaristan ve Romanya orduları da subay kadro silahı olarak 1912 model Stayer otomatik tabanca kullanmışlardır. 9 mm.lik bu tabancalar 8 mermi kapasiteli idi, bu tabancaların dışında Macar birlikleri 7,65’lik Fegyvergyar marka tabancaları da kullanmışlardır.

ABD. De genelde üç model tabanca kullanmıştır. Bunlar 45 kalibrelik 1911 model Colt toplu tabanca ve ilk defa 1840’ta üretilmeye başlamış olan Smith Vesson toplu tabancadır.

İtalyan ordusunda 1910 model 9 mm.lik Gilisenti otomatik tabanca kullanılmıştır. Ancak bu tabancaların üretimi talebi karşılamadığı için 1891 model Bodeo toplu tabancaları ile 1915 model 7,65 mm.lik Baretta otomatik tabancalar da kullanılmıştır.

Gilisenti model tabancalar alman Luger tabancalarına benzemekle birlikte daha az dayanıklı ve güvenilirdi. Berattalar ise kullanışsız ve patlama tehlikesi taşımakta idiler.

Rusya da tabanca azlığı nedeniyle Rus subayları ele geçirdikleri her türü ve model tabancaları kullanmışlardır. Daha yaygın olan Belçika biçimi olan Rus üretimi Nagant toplu tabancaları kullanmışlardır.

Son olarak tabancalar günümüze kadar hala kullanılmaktadır.

Tabanca Çeşitleri ve Seçimi:

Silahlar (tabancalar), mermi muhafaza bölümlerine göre şarjörlü veya toplu (revolver) olarak adlandırılırlar. Ayrıca kullanılan mermilerin çaplarına göre sınıflandırılırlar.

Şarjörlü tabancaların kendine göre; toplu tabancaların da kendilerine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

 

Şarjörlü Tabancalar:

Şarjörlü tabancaların emniyet kilidi vardır. Emniyet kilidi kapalı olsa dahi, namlu canlıya çevrilmez. Her ne kadar adı “Emniyet kilidi” de olsa, silaha güven olmaz. Neticede bir makinedir ve her an mekanik bir aksaklık söz konusudur. Emniyet kilidi sadece bir miktar emniyettir. Güvenilmez. Şarjörlü tabancalar, toplu tabancalara göre daha fazla mermi alırlar. Mermi alış miktarları 6+1’den 15+1’e kadar değişir.

+ (artı) ne demektir?

Şarjörün aldığı miktardan 1 fazlası demektir ki bu mermi de namluya sürülen mermidir.

Toplu (revolver) Tabancalar

Toplu tabancalar zannedildiğinin aksine mekanizmaları dolayısıyla yarı otomatiklerden daha basit ve tehlikeli silahlardır. Herhangi bir düşürme ve benzeri durumda ateş alma özelliği vardır.

Tabanca Çapları

Bazı tabancaların çapları kalibre (Cal) cinsinden, bazılarınınki de mm cinsinden ifade edilirler. Kalibre, 1 İnç’in %10’udur.

mm cinsinden ifade edilenler 6, 35 mm, 7,65 mm, 9 mm gibi.

Kalibre cinsinden ifade edilenler 22 Cal, 32 Cal, 38 Cal ve 44 Cal gibi.

Bunların kaç milimetreye eşdeğer olduklarını hesaplamak için belirli bir kalibreyi 0,254 ile çarpmak yeterlidir.

Örnek: 38 kalibrenin kaç mm’ye eşdeğer olduğunu anlamak istersek; 38 x 0,254 = 9,652 mm buluruz.

Kalibre cinsinden ifade edilen silahlar genellikle Toplu (Revolver) tabancalardır. Şarjörlü tabancalar ise genellikle mm cinsinden ifade edilirler.

357 Magnum olarak tabir edilen silahların mermi çapları 38 kalibre olup, 38 kalibre mermiye göre barut hakkı daha fazla ve mermileri 38 kalibreye göre daha uzundur. 357 Magnum bir silahta 38 kalibrelik mermi kullanımı mümkün olup bunun tersi mümkün değildir. Yani 38 kalibrelik bir silahta 357 Magnum mermi kullanılamaz.

Tabancalarda Menzil ve Hız

Menzil; “Azami menzil” ve “Etkili menzil” olarak iki türlü tanımlanır. Azami menzil; merminin ulaşabileceği en uzak mesafedir. Etkili menzil ise, merminin öldürücü tesirinin olduğu en uzak mesafedir.

Her mermi namluyu terk ettikten sonra belli bir mesafe düz (düz kabul edilecek kadar az bir sehim [sarkma] yapar) gider, daha sonra düşmeye başlar. Düşmeye başlamasıyla birlikte öldürücü etkisini de kaybeder.

Mermiler, namludan belli bir hızda çıkarlar. Hızları ve menzilleri; silahın namlu uzunluğu, merminin çapı ve merminin barut hakkına göre değişim gösterirler. Meselâ, 357 Magnum mermisi 38 kalibre olmasına rağmen, menzili 38 kalibreye göre daha fazladır. Zira kovandaki barut miktarı 38 kalibre mermiden daha fazladır.

Silahların namluları uzadıkça ve mermilerin çapı büyüyüp çekirdeğin ağırlığı arttıkça hızları da menzilleri de artar. Kabaca bir bilgi vermek gerekirse; 9 mm’lik bir Parabellum mermisinin çekirdeği 8,1 gr civarında olup, 365 m/s bir hıza sahiptir. 357 Magnum 10,35 gr civarında olup 425 m/s hıza sahiptir. 44’lük Magnum ise 15,65 gr bir çekirdeğe sahip olup hızı 445 m/s’dir.

Tesirli menzilleri ise, silahın namlu uzunluğuna göre, 300 m ila 600 m arasında değişir.

== Silah seçimi == Defhz

Silah seçilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, silahın çeşidi değil, elimize oturup oturmadığıdır. Elimizle tam kavrayamadığımız bir silahla sağlıklı atış yapamayacağımız ortadadır. Bu bakımdan tercihimiz olan silahların elimize ne kadar oturduğunu tetkik etmeliyiz. Ellerimiz küçükse veya parmaklarımız kısaysa, kalın kabzalı bir silahı tam kavrayamayız ve sol işaret parmağımız tetik muhafazasının önüne ulaşamaz.

Bunun tam tersi, parmaklarımız uzun ve elimiz büyükse; küçük ve dar kabzalı bir silahı elimizle gene tam kavrayamayız.

Şu halde seçimimizi yaparken, sağ ve sol ellerimizin kabzayı tam olarak kavrayarak, silahın güvenle elimize oturduğunu, sol elimizin de, sağ elimizi kavrayarak, işaret parmağının tetik muhafazasının önüne geçebildiğini ve rahatça kavradığını hissetmeliyiz . Şayet parmağımız bu noktaya erişemiyorsa, parmağımız kısa veya silahın boyu elimize göre uzun demektir. Böyle bir silahı seçmemeliyiz.

İşaret parmağımızın ucu tetiğe rahatça dayandığında, parmağımızın iç yüzünün kabzaya sürtünmemesine dikkat ederiz. Şayet sürtünüyorsa, seçtiğimiz silahın kabzası elimize göre geniş; veya, parmağımız kısa demektir. Bu durumda kabzası daha dar bir silah seçmek zorundayız demektir.

Aksi halde çok beğenerek aldığımız silahımız, tehlikeli bir oyuncak olmaktan öte geçemez. Ne kadar çalışma yaparsak yapalım, iyi bir atıcı olma şansımız yok demektir.

Tabanca Çapları:

Genel olarak tabancaları saldırı amaçlı ve savunma amaçlı olarak ayırabiliriz. Her silah ölümcül olmakla beraber, çapı büyüdükçe hayat hakkı tanımaz hale gelir. Bu bakımdan 9 mm ve 38 kalibre ile bu çapların üstündeki çaplarda olanlara “Durdurucu” denir. İnsanın ölümcül bölgelerine değil de bu bölgelerin yakınlarına dahi isabet etse, öldürücü etki gösterirler. İsabet almış kişiler, karşı saldırıda bulunma şansını o anda kaybettikleri için bu çaplar ve üstündeki çaplara “Durdurucu” denmiştir.

Büyük çaplı silahların, çelik yeleğe rağmen öldürücü etkisi söz konusudur. Çelik yeleği delemezse de, kalp çevresine isabet etmiş bir mermi, meydana getirdiği sert darbe neticesinde kalbin ritmini bozarak ölüme sebebiyet verebilir.

Büyük çaplı silahların, ateş edildiğinde tepmeleri yüksektir. Bu bakımdan spor amaçlı kullanılmaları pek anlamlı değildir.

Daha küçük çaplardaki silahlar ise; mermilerinin isabet ettiği kişilerde, mermi doğrudan öldürücü bölgeye, yani kalp, şah damarı, atardamar gibi bölgelere gelmemişse, yalnızca iç kanamaya sebebiyet verirler. Yaralının kısa sürede hastaneye kaldırılıp müdahale edilmesi durumunda hayat kurtarılabilir. Bu silahlar (Küçük çaplı) genellikle savunma ve sportif amaçlar için tercih edilirler. Çünkü savunmada amaç öldürmek değil, saldırganı etkisiz hale getirmektir. Tepmeleri fazla olmadığından spor amaçlı kullanıma da daha uygundurlar.

Tipler:

Silah seçiminde diğer husus, “Şarjörlü” veya “Toplu” tabanca seçimidir. Burada gene amaç önemlidir.

Her ikisinin avantaj ve dezavantajlarını gözden geçirelim ve seçimimizi ona göre yapalım:

  • Toplu tabancalar yalnızca 6 mermi alırlar. Namluda mermi bulunmaz. İlk atışta kurmaya ihtiyaç yoktur. Tetik çekildiğinde ateş alır.
Şarjörlüler ise 7 taneden 15 taneye kadar değişen miktarlarda mermi alırlar. Bir de namluya sürersek +1 olurlar. İlk atıştan önce mekanizmayı kurarak mermiyi namluya sürmek gerekir.
  • Toplu tabancalarda 6 adet mermiyi kullandıktan sonra topun içinde kalan boş kovanları topun ön eksenindeki iticisi vasıtasıyla dışarı atmak ve yeniden doldurmak (Topun içine mermileri tek tek yerleştirmek) zaman alır. Bu sakıncası sebebiyle bir çözüm üretilmek istenmiş ve aksesuar olarak topa benzer altılı bir yuva üretilmiştir. Bu yuvaya vaktiyle yerleştirilmiş mermiler, topa yaklaştırılarak itildiğinde bir defada 6 mermi birden topa girmektedir. Ancak bu yaklaşım da pek pratik olmadığından çokça kullanılmamaktadır.
Şarjörlü tabancalarda, mermiler şarjörlerin içine vaktiyle yerleştirildiğinden, silah boşaldığında bir parmak hareketiyle boş şarjör dışarı atılır, yenisi tek bir hareketle yerine sürülür. Silahı yeniden kurmaya da gerek yoktur. Son merminin de atılmasından sonra açık kalan kapak takımı, başparmağın bir hareketiyle yerine otururken yeni mermiyi de namluya sürer. Silah atışa hazırdır. Çok sayıda mermi atışı gerektirecek durumlarda tercih edilmelidirler.
  • Toplu tabancalarda atış sırasında, herhangi bir sebeple merminin ateş almaması halinde, atışa devam edip tetiği yeniden çektiğimizde, topun dönmesiyle horozun karşısına yeni bir mermi geldiğinden atış garantidir. Mekanizma sıkışması veya tutukluk söz konusu değildir.
Şarjörlülerde ise, tetik çektiğimizde mermi ateş almazsa, mekanizmayı yeniden kurarak ve namludaki mermiyi dışarı atarak, yeni mermi sürmek suretiyle ancak ikinci defa atış şansını elde edebiliriz. Ne var ki bazen bu da mümkün olamaz; mermi, namlu ile kapak takımı arasına sıkışıp kalabilir. Bu durumda bakım yapılıncaya kadar silah atış dışı kalır.
  • Toplu tabancalarda emniyet yoktur. Tetiğin her çekilişinde silah ateş alır. Dolu bir silahı, ilk atış için kurmaya gerek yoktur. Ancak tetiği çekerken; tetik, horozu da kuracağından parmağın bir miktar kuvvet harcaması gerekecektir. Harcanan bu kuvvet yüzünden el oynar ve hedef şaşar. Bu sakıncayı ortadan kaldırmak için, her ateşten önce horozu kurmak yararlıdır. Horoz kurulduktan sonra, tetiğe küçük bir kuvvet uygulanması horozu düşürecek ve silah ateş alacaktır. Ancak bu işlem bir vakit kaybıdır. Hedefe art arda ateş etmek gerektiğinde ya her atış için zaman kaybederek horozu kurup hedefi şaşmamak; ya da zaman kazanmak için horozu her sefer kurmadan peş peşe tetiği çekerek hedefe isabet ettirmeyi riske etmek gerekecektir.
Şarjörlü silahlarda ise durum farklıdır. Silah doldurulduktan sonra, kapak takımı tabir edilen mekanizmayı bir defaya mahsus geri çekip bırakarak kurmamız gerekecektir. Bu sayede ilk mermi de namlunun içine girecektir. Kapak takımı geri çekilirken horoz da kurulmuştur. Tetiğe hafif bir basınç uygulamakla horoz düşecek, silah ateş alacaktır. Her atıştan sonra geri tepen kapak takımı, geriye gelerek horozu kendiliğinden kuracak ve yayın etkisiyle tekrar yerine dönerken mermiyi de namluya sürecektir. Bu bakımdan art arda yapılacak atışlarda vakit kaybetmeden, parmağa fazla kuvvet uygulamadan, hedefi pek şaşmadan vurabilmek imkânı toplu tabancalara göre daha fazladır. Ancak burada unutmamak gerekir ki, silah ateş aldıktan sonra tepkime nedeniyle elimiz gene sallanacak ve ikinci atış için hedefe yeniden nişan almak gerekecektir. Ama gene de toplu tabancalara göre seri atışlarda isabet şansı daha yüksektir.

Son Güncelleme : 2 Ocak 2020

Milli Güç

Milli Güç

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın